Öğrenciler, hangi derste ve
hangi öğretmenin dersinde olursa olsunlar ne edip, dersi
kaynatmanın yolunu ararlar. Bu kaynatma
cinliği dersin öğretmenine göre şekil alır. O
öğretmenin oltaya gelmesi için, onun en zayıf yanından
girerler. Ama öğrencilerin unuttukları en önemli noktayı
atlarlar. Yani öğretmenlerin de aynı sıralardan, aynı
cinliklerden geçtiklerini akıllarına getiremezler.
Bir
gün 9. sınıflarla dersim vardı. Sınıfa girdiğimde
öğrencilerin gözlerinden, kıpır kıpır olmalarından
bir oyunun sahneye konacağını anladım.
Sınıfın zeki
ve çalışkan bir kız öğrencim, günaydın, yoklama
faslından hemen sonra söz istedi.
‘'Bir durum mu
var?'' diye sordum.
‘'Bir sorum var öğretmenim,
siz dersinizi kitaptaki konulardan yapmak zorunda mısınız?''
sorusuna:
‘'Hayır, zorunda değiliz.'' Diye yanıt
verdim.
‘'Biz birlikte seçeceğimiz konulardan
seçersek daha demokratik ve daha katılımcı olmaz
mı?''
‘'Elbette daha demokratik ve katılımcı
olur''
Çaktırmadan birbirlerine bakarak, ‘'
yutturduk!'' anlamında gözlerinde beliren ışığı
görmezden geldim.
Konuları, birlikte belirledik.
Tahtaya başlıklar halinde yazıp, oylamayla sıraya koyduk.
‘'Ama
benim bir önerim var; konu hakkında araştırmaları, siz
yapacaksınız, herkes bu konuda düşüncelerini yazılı
olarak sınıfa getirecek, düzeltilerini birlikte yapacağız,
sonra bunları bir araya getirip bir dergi şekliyle dosyalarımıza
koyacağız''
İki hafta sonra o zeki kızımız: ‘'Biz
dersi kaynatalım derken, öğretmenimiz bize istediği dersi
yaptırdı. Aslında oyuna biz geldik'' itirafında
bulundu.
İşte o derslerden birinin konusu yaz dinlencesi
idi. Gittikleri yerleri anlattılar.
Önce köylerine,
daha sonra sahil dinlence yerlerine gidiyorlardı. Ülkemizin çok
güzel olduğunu, eşsiz dinlence yerlerini Almanya'da
göremediklerini, bu nedenle de Almanların bizim ülkemize
hayran olduklarını gururlanarak anlatıyorlardı.
Ben, o
güzel yerlere herkesin gidemediğini, hele o ülke
insanlarının çoğunun sadece o yerlerin adını duyduklarını
anlatmaya çalıştım.
Bir öğrencim, ‘'ama
öğretmenim, biz Marmaris'e gitmiştik. Orada turistlerden çok
Türkler vardı.''
‘'Peki kızım. Sana yaz
ödevi veriyorum. Çevrenizde, kaldığınız otelde, deniz
kenarındaki Türklerle konuşmanı istiyorum. Kaç işçi,
kaç öğretmen, kaç çiftçi var bir
çetele tutarsın. İlk dersimizde bize anlatırsın.''
Dinlence
bitiminde bu öğrencimiz, ödevini yapmış olarak geldi.
Bütün Marmaris sahillerini dolaşmış, çocuklarla
konuşmuş ama ne bir işçi ailesine, ne öğretmen
ailesine, ne de bir çiftçi ailesine rastlamış.
Evet,
ülkemiz gerçekten güzel bir ülke.
Gel gör
ki o güzelliklerden yararlanmak halka indirgenmedi.
Askere
giden, cephelerde ölen, bulabilirse en ağır işlerde çalışan,
göçük altında ölen halkımız ama o ülkenin
nimetlerinden yararlanan, varlık içinde yaşayan bir avuç
tuzu kuru mutlu azınlık.
Tuzu kurular
AKP'nin abisi PKK'nın hamisi Barzani'ye yatırım için
koşturadursunlar, PKK canileri Kuzey Irak'tan sınırı
geçip asker avına çıkarlar. Her gün üçer
beşer delikanlılar, arkalarında dul eşler, yetim yavrular
bırakarak vatan savunmasında can verirler.
He gün şehit
cenazeleri kaldırılırken, ocaklar sönerken, yeni
mandacıların, hele AKP'nin ramazanda içki içmesine
karışılmadığı sürece AKP'nin neferi
olacağını söyleyen besili Prof.'un gıkı çıkmaz.
Ne zaman AKP'nin kiralık silahşorlara gereksinimi var
göbeğini hoplata, hoplata el pençe divan
durmakta.
Başbakan mı? Şükürler olsun, Arap
kandaşlarına zarar gelmedikçe rahatı yerinde.
Millet
yana yıkıla Türk Askeri cenazesi kaldıradursun, o
yatlarda sefa dinlencesinde.
Dışişleri bakanı, elinde
tespih, ayağında nalın, Kudüs'te namaz kılma hayaliyle
derviş misali dönüp durmakta.
Aydının,
yurtseverin dinlencesi daha başka oluyor. Nerede olursa olsun
aydınlatma ile görevlidir. Hele bu dönem yorulmadan,
usanmadan halkın arasına girecek, ona dili döndüğünce
vatan sevgisini, insan sevgisini, özgürlüğün,
çağdaşlığın yararını anlatacak.
Uzun
zamandır bu köşede aydın olma görevimi yapmaya çalıştım.
ha-ber.com,
birçok holding medyasından daha çok okuyucuya sahip
bir internet gazetesi. Yazarları özgürce yazabiliyor.
Değişik düşüncede, etik değerlere saygılı bir kadroya
sahip bir gazete.
Hep gerçekleri yazmaya çalıştım.
İftira etmedim. Kanıtlı, ortada oynanan kirli ilişkileri
yorumlamaya çalıştım. Olumlu eleştiriler aldım. Özel
gönderilen destek mesajları, Türkiye'den teşekkür
mesajları bana ayrıca güç verdi. Yorumlar beni daha çok
yazmaya zorladı. Karşı çıkanlardan bile öğrendiklerim
oldu.
Şimdi, bir
müddet Ülkemde gideceğim yerler var. Kısa bir süre
enerji depolamak, bilgi derlemek için izninizi diliyorum.
Ben
sizinle duygularımı paylaşmaktan zevk aldım.
Tüm
okurlara, ha-ber.com
yöneticilerine teşekkür ederim.
Kısa bir süre
için kalın sağlıcakla!!!