|
|
| "SARRAZİN TOPLUMA ZARARLISIN" |
|
|
|
"SARRAZİN TOPLUMA ZARARLISIN"
Aslında bu konuda yazmanın veya konuşmanın pek bir şey getirmeyeceğini düşünüyor, yukarda adı geçen zatın sözlerinden sonra bir kaç gün içerisinde durumun yatışacağını düşünüyordum. Nede olsa arada bir, özelliklede seçim önceleri, böyle densizlikler olmasına "alışmıştık". Kendi hesapları tutmayan veya kendi becerilerini gösterecekleri yerde gösteremeyenler, hemen bir hedef tahtası bulup başlıyorlar ağızlarına geleni söylemeye. Hazır günah keçileri dururken, en kolayı onları aşağılamak ve hedef göstermek.
Ben artık Almanya´da "yabancı edebiyatının" bittiğini zannediyordum; hani daha önce "yabancı", sonra "yabancı hemşerilerimiz" artık ‘göçmen' olmuştu ya. Hani Almanya´nın "göçmen ülkesi" olduğu söyleniyordu ya... Bunun bir yanılsama olduğunu birkez daha algılamak zorunda kaldık.
Berlin´de daha önce maliye senatörü olmuş ve şu anda önemli bir üst kurumda görevli olan bir şahsın, kamuya yönelik yaptığı açıklamalarda daha dikkatli daha duyarlı olamasını beklemek herkesin ve biz yabancı uyruklu veya yabancı kökenli bütün insanların en doğal hakkı.
Üst kurumlar keyfi ve tesadüfü oluşturulmuş kurumlar değillerdir. Bu kurumlar topluma ve böylece bu toplumu oluşturan bireylere hizmet için vardır. Yönetim kademelerinin hepsinde olduğu gibi, meclisin, kamuya bağlı bankaların, üniversitelerin, kamu kültür merkezlerin ve daha nice kamu üst ve alt kurumlarının ve bu kurumlarda görevli tüm elemanların finansmanı ödenen vergilerle sağlanır. Bu kurumların -ne kadar özerk olursa olsun- çalışma alanları, yetkileri ve sorumlulukları yasalarla belirlenmiştir. Bu kurumlarda görevli olanlarda keyfi, tesadüfü ve kamudan sorumsuz hareketlerde bulunamaz, tamamı ile özel görüşlerini keyfi ve umarsız bir biçimde kamu görevlisi sıfatlarıyla açıklayamazlar. Bu hem yasaların gereği, hemde genel etik/genel ahlak gereğidir.
Bulundukları görevin bilincinde olmayanlar, bu görevin sorumluluğunu taşiyamayanlar hem kendilerine hemde onları görevlendiren kamuya, kamuyu oluşturan bireylere zarar verirler; toplumsal uzlaşı, toplum barış, bireyleri birbirine bağlaması gereken değerler ve insanların ahenkli bir şekilde beraberce yaşamalarını sağlayan bütün değerler zarar görür. Bundan dolayı Zarrasin'in sözleri zararlıdır. Bu sözleri söyleyebilen birinin, kamu adına üst bir kurumda görevine devam etmesi uygunsuzdur. "Ben bunu kabul edemem": bunu bizlerin, ve toplumun coğunluğunun "kabul etmemesi" gerekir.
İşin acı ve aslında daha çarpıcı yanı, göçmen toplumundan çıkmış ve kendini coğunluk toplumuna bir şekilde kabul ettirmeye çalısan bazı kişilerin de azınlıkları aşağılayan, varlığını hepimizin kabul ettiği sorunlara hiç bir çözüm önermeden, azınlıklara yüklenen seslere destek olmaları; hakaret içeren sözleri görmezden gelip, azınlık toplumunun olaylara aşırı abartılı yaklaştığını öne sürmeleri.
Kısacası; Sarrazin'nin sarf ettiği sözler içerik olarak yanlıştır, çünkü sadece insanları aşağılamakta, göçmenleri ilgilendiren sorunları ve sorunların kaynağını irdelememekte ve çözüm önerisi sunmamaktatır, çalıştığı kamu üst kurumundaki görevi ile bağdaşmaz. Bundan dolayı bu görevinde ya ayrılmalı yada alınmalıdır. Sarrazin'in sözleri toplumsal barışı zedeleyici ve ayrımcıdır.
Bu bağlamda ceza hukuku, ayrımcılığı önleme yasası ve Avrupa Birliği'nin ayrımcılığı önlemeye yönelik kuralları açısından incelemeye değer.
Kim ne derse desin; bundan dolayı verilen tepkiler yerinde ve gereklidirler.
Sami Çakı Avukat - Rechtsanwalt und Fachanwalt für Familienrecht
Sami Çakı'nın ha-ber.com'da yayınlanan tüm yazıları
|
|||||||||








Yorumlar (1)













